En Güzel Hikaye Hayatınız Olsun…


Gelibolu Yarımadası

Gelibolu, toprakla şehit kan ve kemiğinin harmanlandığı yer. Gelibolu’da varlıkla yokluk, inançla teknik, kalleşlikle mertlik, açlıkla tokluk savaşmış.

Nereye vursan kazmayı, bir şehit anısıyla yüz yüze geliyorsun burada. Bırakın kazma vurmayı, bir sel, bir toprak kayması, çocukların oynarken toprağı eşelemeleri bile, bir şehit hatırasıyla burun buruna gelmeniz için birer vesiledir.

Anıt yapmak için ilk kazma vurulduğunda rütbeli iki naşa rastlanır. Elbisesiyle yatan iki kişiden bir Erzincanlı, diğeri Yunanlıdır.

Continue Reading »

Sonbaharda Gölcük..

Görmeyeli iki yıl olmuş. İki, koca yıl ! Hani, ” iki yıl” diye söylerken, çok kolay geliyor ya dile; bu sefer de “iki yılın neresi koca” diye çelişkiye düşüyorum. Oysa neler sığmaz ki iki yıla; zamanı kocatan. O, çok şeyin sığdığı koca zamanlardan geriye dönüyorum; dergideki fotoğraflarına bakarken. Karlarla kaplı çam ormanının tam ortasında, buz tutmuş haliyle o kadar güzel ki… Soğuk bir düş gibi yüreğimi titretiyor, Gölcük.

İki yıl önce… Sonbaharın en güzel ayı, Eylül. Soğuktan titretmeyecek kadar sıcak ama sıcaktan bunaltmayacak kadar da serin bir hava. İki tarafı çamlarla kaplı bir orman yolu. İçerisindeki kalabalıkla birlikte bu orman yolunda keyifle ilerleyen bir araba. Camları sonuna kadar açılmış arabanın içerisini dolduran tertemiz bir hava. Ciğerlere doldurulan bu temiz havada; alınan nefeslere karışan, çamlara özgü o mis koku. Bir, kuş sesi eksik fonda. O mis kokuyu içime çekerken, gözlerimi kapatıp; ormanın derinliğinde kaybolmuş kuşların seslerini duymaya çalışıyorum. Gözlerim kapalı, ne kadar kalıyorum böyle bilmiyorum ama tam da kuşlar şakımaya başlıyor ki hayalimde;

Continue Reading »

Ayakkabici, yeni getirdigi mallari vitrine yerlestirirken, sokaktaki bir çocuk o… Nuseyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere oldugundan,spor ayakkabilara ragbet fazlaydi. Gerçi mallar lükssayilmazdi ama, küçük bir dükkân için yeterliydi. Onlarin en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine dogru biraz daha yaklasti. Fakat bir koltuk degnegi kullanmaktaydi. Hem de güçlükle…

Adam ona bir kez daha göz atti. Üstündeki pantolonun sol kismi, dizinin alt kismindan sonra bostu. Bu yüzden de saga sola uçusuyordu. Çocugun baktigi ayakkabilar, sanki onu kendinden geçirmisti. Bir müddet öyle durdu. Daldigi hülyadan çikip yola koyuldugunda, adam dükkândan disari firlayip: – “Küçüüük!” diye seslendi.”

Continue Reading »

Aşk ve Ölüm

9.SINIF

Şuan dersteyiz. Yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor. Yüzüne bakmaya kıyamıyorum. Onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor. O benim en yakın arkadaşım. Beni sadece arkadaşı olarak görüyor. Nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum…

10.SINIF

Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi. Sonra bize geldi. Bana sıkı sıkı sarılıp ağladı. Şuan dizimde uyuyor. Saçlarını okşayıp o gül yüzünü doya doya seyrettim. Ben onu o kadar çok severken o beni sadece arkadaşı olarak görüyor. Nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum…

11.SINIF MEZUNİYET BALOSU

Onunla çocukluktan beri arkadaşız. 8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik. Beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu. Kabul etttim

Continue Reading »

Hazret-i Padisah Fatih Sultan Mehmethan zamanında yapılacak bir camii insaati icin bir yerde uygun gorulen araziyi fatih istimlak eder. Ve fermanıda mühürleyerek istimlak kararını tasdikler. Fakat bu arazinin sahibi bir yahudidir. Bu olay uzerine istimlak kararını kendine yediremeyen yahudi kadıya giderek koca padisahı sikayet eder. Kadı padisahı huzuruna cıkarır. Her iki tarafıda dinledikten sonra kadı kararını açıklar:

Padişahın mühür vurduğu sağ eli kesilecek..

Fatih Sultan Mehmet karara tepkisiz kalıp bir tek cümlesine bile karşı gelmemiştir.

Continue Reading »

Başa Dön