<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.2.1" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
	<title>Hikayeler, Hikaye, Hikayeleri, Hikayesi, Tüm Hikayeler için yorumlar</title>
	<link>http://www.hikayeler.gen.tr</link>
	<description>En Güzel Hikaye Hayatınız Olsun...</description>
	<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 01:10:22 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.2.1</generator>

	<item>
		<title>Aziz Nesin (1915-1995) yazısına wawofena tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.hikayeler.gen.tr/2007/10/31/aziz-nesin-1915-1995/#comment-56</link>
		<author>wawofena</author>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 03:03:49 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.hikayeler.gen.tr/2007/10/31/aziz-nesin-1915-1995/#comment-56</guid>
		<description>&lt;strong&gt;wawofena...&lt;/strong&gt;

 &lt;a href="http://pewaqujiby.blogspot.com/2009/09/mossy-oak-camo-pattern-layouts.html" rel="nofollow"&gt;empi tens unit pads&lt;/a&gt; ...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>wawofena&#8230;</strong></p>
<p> <a href="http://pewaqujiby.blogspot.com/2009/09/mossy-oak-camo-pattern-layouts.html" rel="nofollow">empi tens unit pads</a> &#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Nesin (1915-1995) yazısına ivydezowoh tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.hikayeler.gen.tr/2007/10/31/aziz-nesin-1915-1995/#comment-55</link>
		<author>ivydezowoh</author>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 23:56:11 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.hikayeler.gen.tr/2007/10/31/aziz-nesin-1915-1995/#comment-55</guid>
		<description>&lt;strong&gt;ivydezowoh...&lt;/strong&gt;

 &lt;a href="http://namelindablog.info/kill-all-stickmen/" rel="nofollow"&gt;Kill All Stickmen&lt;/a&gt; ...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ivydezowoh&#8230;</strong></p>
<p> <a href="http://namelindablog.info/kill-all-stickmen/" rel="nofollow">Kill All Stickmen</a> &#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hikaye Gönderin yazısına mudi tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.hikayeler.gen.tr/hikaye-gonderin/#comment-49</link>
		<author>mudi</author>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2008 09:54:14 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.hikayeler.gen.tr/hikaye-gonderin/#comment-49</guid>
		<description>Duyduk  Duymadık Demeyin!
 Şu kaderin cilvesine bakın! Sizler, bizimkilerle yolunuzun  bu denli kesişeceğini düşünmüş müydünüz? Bilirim siz düşünmemişsinizdir..Siz düşündünüz de ne halt  ettiniz, diyecek olsanız ne derim bilmem. Zira, hiçbir halt edemedik! Ha siz meydanlarda beklemektesiniz, ha bizimkiler kapıya  bakmakta…
        Yem, yiyecekten  suya, tuzlamadan iğneye kadar sizlere uygulanan bakımdan ve gösterilen ilgiden başınız dönüyor da nasıl bir yola girdiğinizi bilemez bir halde misiniz? 
       Açık söylemek gerekirse bizimkiler kapıyı gözlerken, evin önüne bir araba  felan yanaştı mı, çok bir değişiveriyorlar kameralara karşı…Sizlerin, celladına aşık olan esireler gibi,  başınızı  bekleyenlerin elinde dolu bir kap kacak görünce devinip dönenerek  hep beraber peşine takıldığınız gibi…
        Sizden  öncekiler de böyle  yapmıştı, biliyor musunuz? Ve biliyor musunuz; şu günlerde size karşı gösterilen ilgi, beslenen sevgi ve yapılan izzet / ikram sizi çok sevdikleri için değildir, tartıda ağır çekmeniz içindir bilesiniz.…Bununla  da yetinmeyerek, sizlerin sırtına binerek kıldan ince, kılıçtan keskin köprülerden karşı yakaya geçmenin hesabını yapıyorlar! Sizleri kutsamalarının, nedeni budur; başka değil! 
     Büyücekleriniz  zaman zaman bağından boşanıp böğürerek bir kurtulma çabasına giriyorsa da kaderleri sizden farklı olmuyor.
     Bizimkilere gelince tıpkı sizler gibi kıymete bindi!... . Un mu,  bulgur mu ,  kömür mü? Kamyonlarla mahalle aralarında  dolaşarak, daha önceden belirlenmiş ocaklara yıkıp sıvışıyorlar! Zira, üç vakte kadar üstümüze binerek koprüyü geçmenin hesabı-kitabı içindeler!...Yani anlayacağınız,sizleri  boğazlamaya yakın pışpışlarken, bizlere de köprüyü geçene kadar  ‘dayı,  diyecekler!... Duyduk  duymadı demeyin.
      Gene bu kez yatın kalkın da  aşrı aşrı diyarlardan üstümüze abanan krize dua edin!  Değilse gene kan gövdeyi götürecekti! Kalabilenlerinizle görüşmek üzere! 
 Kazanız geçmiş olsun!
       Yazımı, şiir ustası  Nazım Hikmet’ in bir şiiriyle bitirmek istiyorum. Ama, önce küçücük bir şiir denememi de paylaşmak istiyorum: 
        Sürç-ü lisan ettimse affolmaya…
       Affolmaya ki, kişi ağzından çıkanı  kulağı duya.
       Ve  karnından konuşmaya…


Dünyanın En Tuhaf Mahluku
Akrep gibisin kardeşim, 
Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
Serçe gibisin kardeşim, 
Serçenin telaşı içindesin. 
Midye gibisin kardeşim, 
Midye gibi kapalı, rahat 
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi 
Korkunçsun kardeşim. 
Bir değil, beş değil, 
Milyonlarcasın maalesef. 
Koyun gibisin kardeşim, 
Gocuklu celep kaldırınca 
Sopasını sürüye katılıverirsin 
Ve adeta mağrur koşarsın salhaneye, 
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani. 
Hani şu derya içinde olup 
Deryayı bilmeyen balıktan tuhaf. 
Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. 
Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek 
Ve hala şarabımızı vermek için 
Üzüm gibi eziliyorsak, 
Kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama 
Kabahatin çoğu senin canım kardeşim. 
                            Nazım HİKMET  1947

          5 Aralık  2008 Cuma  Dipsizkuyu net’ gönderildi</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Duyduk  Duymadık Demeyin!<br />
 Şu kaderin cilvesine bakın! Sizler, bizimkilerle yolunuzun  bu denli kesişeceğini düşünmüş müydünüz? Bilirim siz düşünmemişsinizdir..Siz düşündünüz de ne halt  ettiniz, diyecek olsanız ne derim bilmem. Zira, hiçbir halt edemedik! Ha siz meydanlarda beklemektesiniz, ha bizimkiler kapıya  bakmakta…<br />
        Yem, yiyecekten  suya, tuzlamadan iğneye kadar sizlere uygulanan bakımdan ve gösterilen ilgiden başınız dönüyor da nasıl bir yola girdiğinizi bilemez bir halde misiniz?<br />
       Açık söylemek gerekirse bizimkiler kapıyı gözlerken, evin önüne bir araba  felan yanaştı mı, çok bir değişiveriyorlar kameralara karşı…Sizlerin, celladına aşık olan esireler gibi,  başınızı  bekleyenlerin elinde dolu bir kap kacak görünce devinip dönenerek  hep beraber peşine takıldığınız gibi…<br />
        Sizden  öncekiler de böyle  yapmıştı, biliyor musunuz? Ve biliyor musunuz; şu günlerde size karşı gösterilen ilgi, beslenen sevgi ve yapılan izzet / ikram sizi çok sevdikleri için değildir, tartıda ağır çekmeniz içindir bilesiniz.…Bununla  da yetinmeyerek, sizlerin sırtına binerek kıldan ince, kılıçtan keskin köprülerden karşı yakaya geçmenin hesabını yapıyorlar! Sizleri kutsamalarının, nedeni budur; başka değil!<br />
     Büyücekleriniz  zaman zaman bağından boşanıp böğürerek bir kurtulma çabasına giriyorsa da kaderleri sizden farklı olmuyor.<br />
     Bizimkilere gelince tıpkı sizler gibi kıymete bindi!&#8230; . Un mu,  bulgur mu ,  kömür mü? Kamyonlarla mahalle aralarında  dolaşarak, daha önceden belirlenmiş ocaklara yıkıp sıvışıyorlar! Zira, üç vakte kadar üstümüze binerek koprüyü geçmenin hesabı-kitabı içindeler!&#8230;Yani anlayacağınız,sizleri  boğazlamaya yakın pışpışlarken, bizlere de köprüyü geçene kadar  ‘dayı,  diyecekler!&#8230; Duyduk  duymadı demeyin.<br />
      Gene bu kez yatın kalkın da  aşrı aşrı diyarlardan üstümüze abanan krize dua edin!  Değilse gene kan gövdeyi götürecekti! Kalabilenlerinizle görüşmek üzere!<br />
 Kazanız geçmiş olsun!<br />
       Yazımı, şiir ustası  Nazım Hikmet’ in bir şiiriyle bitirmek istiyorum. Ama, önce küçücük bir şiir denememi de paylaşmak istiyorum:<br />
        Sürç-ü lisan ettimse affolmaya…<br />
       Affolmaya ki, kişi ağzından çıkanı  kulağı duya.<br />
       Ve  karnından konuşmaya…</p>
<p>Dünyanın En Tuhaf Mahluku<br />
Akrep gibisin kardeşim,<br />
Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.<br />
Serçe gibisin kardeşim,<br />
Serçenin telaşı içindesin.<br />
Midye gibisin kardeşim,<br />
Midye gibi kapalı, rahat<br />
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi<br />
Korkunçsun kardeşim.<br />
Bir değil, beş değil,<br />
Milyonlarcasın maalesef.<br />
Koyun gibisin kardeşim,<br />
Gocuklu celep kaldırınca<br />
Sopasını sürüye katılıverirsin<br />
Ve adeta mağrur koşarsın salhaneye,<br />
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani.<br />
Hani şu derya içinde olup<br />
Deryayı bilmeyen balıktan tuhaf.<br />
Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.<br />
Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek<br />
Ve hala şarabımızı vermek için<br />
Üzüm gibi eziliyorsak,<br />
Kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama<br />
Kabahatin çoğu senin canım kardeşim.<br />
                            Nazım HİKMET  1947</p>
<p>          5 Aralık  2008 Cuma  Dipsizkuyu net’ gönderildi</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
